YAZILARIM / EBEVEYN           KAPAT
Ebeveyn

 

EBEVEYNLER NEREDE?

Şafak Ağustoslu                                     Yazım_Tarihi:2011

Çocuk doğduğunda, önce ailesiyle baş başa kalır, daha çok zamanını ebeveynleriyle geçirir. Daha sonra akrabalarla tanışır. Biraz daha büyüdükçe, yakın çevresindeki çocuklarla tanışır. Biraz daha büyür, çevreyle tanışmaya başlar. Elbette ki bununla da kalmaz, okul sorunlarıyla baş başa kalır. Artık hayatında, sorunların çözümünde yardımcı olacak, öğretmenler vardır. Bir de arkadaşlarından yardım alır.

Arkadaş mı? Evet, evet insanın hayatını güzelleştirebilen veya hayatını karartan arkadaşlar...

 Buraya kadar okuduklarınızdan, sözün nereye geleceğini tahmin etmeye çalışıyorsunuzdur. Hemen söyleyeyim. Bu cümlelerin içerisinde aile nerededir? Sanırım doğumunda menajerliğini aldılar, daha sonra ise sponsor olarak geri planda maddi destek verdiler.  

 Başka bir şey var mı? Hayır. Birçok ailede bu yeterli bir sponsorluk. Sorduğunuzda “yemedik yedirdik, giymedik giydirdik, en güzel okullara gönderdik daha ne yapalım çocuk kafasızsa, Kıymetini bilseydi.” derler.

 Acaba anne babalık bundan mı ibaret? Çocuğun başarısı ya da başarısızlığı kendine bağlı gibi görünse de arka planda çalışan kişilerin başarısı ya da başarısızlığıdır. Çocuğu hayata hazırlamak sadece parayla olmaz. Çocuklar her hatasında dayak yiyorsa ve neden dayak yediğini bile anlamıyorsa bu da ilgilenmek sayılmaz.  

 Ailenin önemi burada. Kişiliğinin gelişme çağında, çocuklarımızı yalnız bırakıyorsak sonunda, nasıl bir çocuğumuz olacağını bilemeyiz. Bizim şekillendiremediğimizi, çevre ve arkadaşlar çok iyi şekillendirir.

Daha sonra ise hayıflanırız, “Ben seni bu hallere gelesin diye mi büyüttüm!”
Madem o hale gelmesini istemiyorsun, o zaman çocuğuna zaman ayırsaydın, gelişimini görüp şekillendirmen gerekenleri o anda şekillendirseydin. “Ağaç yaşken eğilir”, koca ağacı eğip bükemezsiniz.

 Sonuçlar gerçekten vahim. Biraz olsun parklarda otururken, yolda yürürken etrafınızı izleyebiliyorsanız, aşağıdaki olayları sizlerde gözlemleyebilirsiniz.  

Yolda giderken, çocuğu bir oyuncak mağazasının önünden geçiren bir anne, çocuğu ısrarla ağlayıp oyuncağı istediğinde, yapacağı birkaç seçenek var.
Oyuncağı sussun diye almak, onunla konuşup ikna etmek ya da tutup kolundan sürüklemek.
Anneler 1. ve 3. tercihi yaparlar, genelde de önce 3. tercihle başlarlar. Baktı çocuk susmuyor, 1. tercihe geçerler. 2. tercih mi? Onu da yapan yok değil ben de onları gördüğümde seviniyorum.

 Bir düşünün acaba bu düşünceyi çocuğa kim aşıladı. 

 3 kişilik bir aile (Anne, 9-10 yaşlarında abla, 4-5 yaşlarında bir çocuk)
Arabalara ve yayalara kırmızı ışık yandığı bir anda, kız arabalar durdu diye, koşarak karşıya geçti. Bunu gören annesi de, küçük çocuğun elinden tuttuğu gibi, karşıya geçmeye başladı. Fakat ne mümkün, küçük çocuk karşıya geçmek istemiyor, Annesini elinden çekiştiriyor. Annesi, kendisine hışımla baktığında ise, trafik ışıklarındaki kırmızı ışığın yandığını gösteriyor.

Şimdi soruyorum bu çocuğun eğitim aldığı kişi annesi mi?

Merkezde özellikle kırmızı ışıkta beklerim hatta diğer kırmızı ışığı da beklerim.
Neden mi?
Belki anne babalar duyarlı olurlar diye. Fakat, gördüğüm manzara tam bir eğitim faciası.
Anneler babalar, çocuklarını kırmızı ışıkta geçiriyorlar. Kimi zaman ellerini tutmuyorlar. Sadece yanımdan ayrılma diye ikaz var. Daha sonra çocuk okula gidiyor. Polis amcaları geliyor. Çocuklara kırmızı ışıkta geçmenin felaketlere yol açtığını gösteriyor. Çocuk bu ikilem içinde yine ailesiyle dışarı çıktığında yeşil ışığı beklemek istiyor. Ebeveynleri kendisini ikaz ediyor “hadi çabuk olsana neyi bekliyorsun” çocuk mecburen geçiyor. Daha sonra ise polis amcası evlerine gidiyor.
Anne babasına çocuğunun kırmızı ışıkta geçerken kaza geçirdiğini söylüyor.

Aile hep birlikte, kaza yapan şoföre suç bulup, üzerine yürüyor. Kolay değil çocuklarını kaybettiler. Ya bu olay olmadan evvel düşünselerdi. Gerçekten yeşil ışıkta geçip örnek olsalardı, belki çocukları hala hayatta olacaktı.  

Bir başka olaydaki durum.
Belediye yol kenarına küçük ağaçlar dikti. Büyüsünde ortam güzelleşsin diye. Balkonda otururken bir grup gencin geldiğini gördüm. İzlemeye başladım. Kendi aralarında şakalaşıyorlardı. Zaten bu yüzden, kaldırımda fark edilir derecede rahatsızlık veriyorlardı. Bütün bunları düşünürken, birden çocuklardan biri incecik gövdesi olan ağacın etrafında kendisini döndürmek için atıldı. Ağacı öyle bir esnetmişti ki kırılacak sandım. Müdahale edesiye kadar, bir diğerine aynı işlemi yaptılar.

Sonra düşündüm.

Acaba anne baba olarak bu ağacın gelecekleri için önemini vurgulayabilmişler miydi?

Şayet bu yapılsaydı o kadar gencin içinden biri çıkıp ağaçlara zarar veriyorsunuz diye arkadaşlarını uyarırdı. Maalesef çevreye duyarlı gençlerde yetiştirmiyoruz.

 Şayet iyi bir insan yetiştirmek istiyorsanız, sponsor olmayın. Çocuklarınızla arkadaş olun kimi zamanda anne baba mesafesi koyun.
Çocuklarınızın geleceğini düşünüyorsanız, attığı her adımda yanında olun,
fakat düştüğünü görseniz bile kaldırmayın. Onu cesaretlendirip, kendisinin kalkmasını bekleyin.

Doğaya ve çevreye saygılı biri olması için küçük yaştan itibaren onunla konuşun.  

 Bazı küçük sorumluluklar verin. Mesela bu çiçek senin, buna iyi bak. Sorumluluk sana ait, gibi sözlerle onu bilinçlendirin. Bu arada çiçeğin kendi hatasından dolayı, çabuk ölmemesi için gizliden yardım edin ki, olumsuz bir fikre kapılmasın.

Belki yaş olarak sizi anlamayacağı zamanlar olacak, fakat unutmayın, her şey kayıtlara geçiyor. Günü geldiğinde o bilgiler kullanılacaktır. Bundan dolayı arkadaş gibi olun ve devamlı hayata dair bilgilerle onu şekillendirin.
Bilin ki o gün tepki almasanız da o bilgiler kullanılacaktır.  

 Son Bir Alıntı:  

 Bu belge, ABD Houston Polis Müdürlüğü tarafından hazırlanmış ve kentteki tüm evlere ve okullara dağıtılmıştır.  

Geleceğin Suçlusunu Yetiştirmenin En Basit Kuralları

  * Daha küçükken, çocuğa istediği her şeyi vermeye başlayın. Bu biçimde o, herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.

 * Kötü sözler söylediği zaman, gülün. Böylece o, kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.

  * Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! Yirmi bir yaşına gelince de kendi kararlarını, kendisi versin diye bekleyin.

  * Yerde bıraktığı her şeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini, onun için her şeyi siz yapın ki, o tüm sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın.

  * Onun gözünün önünde, sık sık kavga edin ki, böylelikle aile bir gün parçalanırsa çok fazla üzülmesin.

 * Ona istediği kadar harçlık verin ki, hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin.

  * Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili, tüm isteklerini yerine getirin ki, istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin.

  * Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı, her zaman onun tarafını tutun ki, onların hepsine karşı, peşin hükümleri oluşsun.

  * Tüm bunları ve benzerlerini yaparak, yetiştirdiğiniz çocuğunuz, bir gün suç işlerse, kendisinden özür dileyinAma onu, felaket dolu bir yaşama hazırladığınız için kendinize teşekkür etmekten geri kalmayın.